Bu sabah saat sabah altı civarı uyandı kuzum. Üzerini kreş için giydirdim ve tekrar uyuması için yatırdım. Kokusunu çeke çeke saçlarını okşadım ama çenemiz açılmıştı bir kere. Sorular, sorular...
Ve can alıcı soru en sona saklanmış meğer: Sen neden büyüdün anne?
Gel de cevapla bakalım...
Ben istemedim ki yavrum büyümeyi. Elimde kalsa hep çocuk kalırdım. Hep cıvıl cıvıl, rengarenk... Hayatı tüm ağırlığıyla yüklenmek ve bu yükün altında ezilmek hiç de iyi değil kızım. Çok yorucu ve zor. Yaşamak, nitelikli yaşamaya çalışmak, verilen bu ömrü ziyan etmeden yaşamaya çalışmak çok zor.
Kadın olmak, anne olmak çok zor kızım ama zorluğunun yanı sıra yeryüzündeki her şeyden de daha keyifli. Zaman zaman hayat, akışı içinde göstermiyor o keyfi ama sana sarıldığım, kokunu içime çektiği anlardaki gibi sonsuz huzur da duyuyorum yaşamdan.
Sen de acele etme büyümeye yavrum. Acele etme ki gözlerindeki gökkuşağı hep orda dursun...
Diyemedim.
Çok yemek yediğim için büyüdüm diyebildim sadece. Tüm bunlar boğazımda düğümlenirken sabah ezanı ile birlikte senin "Görüşürüz annecim" dileklerinle yola koyuldum sana yürüyen bebek parası kazanabilmek için.
25 Ocak 2013 Cuma
19 Ocak 2013 Cumartesi
Suzan Defter- Ayfer Tunç
Çok uzun sürdü ama nihayet bitirebildim. Araya yazılı okumaları, not girişleri derken elimde süründü durdu. Ayfer Tunç'u daha önce neden okumadığıma hayıflandım. Ne kadar güzel bir dili ve üslubu varmış oysa. Kitabı çok sevdim. Kalem elime geçirebilseydim altını çizeceğim çok cümle vardı. ( Minik kalem canavarı elimin altındaki tüm kalemleri sahiplendiği ve ben de okumanın keyfinden kendimi alamadığım için çizemedim ikinci okumada kesinlikle affetmeyeceğim cümleler var.)
Kitap iki farklı kişinin günlüğünden oluşuyor. İçeriği hakkında çok bilgi vermek istemiyorum ama iki hayat da sıradan değil. İkisinin de çok ortak noktası var ve birbirlerinin hayatlarından teğet geçiyorlar. Ama anlatım çok ustaca ve çok akıcı. Bir yudum su gibi kitap.
Yazarın öykü kitabına aldığı bir öyküymüş aslında. Sonradan ayrı basımı yapılmış. Yazarın buna izni olmuş mu olmamış mı bilmiyorum ama iyi ki de ayrı basılmış Yoksa tanıyamazdım bu kitabı. En son Füruzan 'ın Gül Mevsimidir adlı üç öyküden oluşan kitabını bu kadar beğenmiştim.
Okumayanlar için kesinlikle öneriyorum. Kütüphanelerde mutlaka olması gereken bir kitap.
14 Ocak 2013 Pazartesi
Esra'dan İnciler-2
Sabah 05.30'da uyanan minik kuşumu tekrar uyutamayınca Kreş için hazırlayayım bari dedim. ( Ben evden erken çıktığım için babası hazırlıyor kreşe ve son zamanlarda zorlanıyor.) Kıyafetlerini görünce başladı ağlmaya:
-Anne ben okula gitmiycem, sen de gitme, tatil yapalım. Hüüüüüüüü
- Ama annecim benim gitmem, para kazanmam lazım.
Bu lafı duyunca aniden sustu ve gözleri parladı:
- Bana yürüyen bebek mi alacaksın yoksa?
- Evet kızım...
Üst baş giydirme tamamlanınca, az daha da zamanım olduğunu görünce biraz yanına uzanmak ve uyutmak istedim ve bomba geldi.
- Anne uyumasana, git para kazan...
Bir yürüyen bebeğe satıldım vesselam...
-Anne ben okula gitmiycem, sen de gitme, tatil yapalım. Hüüüüüüüü
- Ama annecim benim gitmem, para kazanmam lazım.
Bu lafı duyunca aniden sustu ve gözleri parladı:
- Bana yürüyen bebek mi alacaksın yoksa?
- Evet kızım...
Üst baş giydirme tamamlanınca, az daha da zamanım olduğunu görünce biraz yanına uzanmak ve uyutmak istedim ve bomba geldi.
- Anne uyumasana, git para kazan...
Bir yürüyen bebeğe satıldım vesselam...
11 Ocak 2013 Cuma
Gizli Özne-Nihan Kaya
Okudum,bitirdim bu kitabı. Ancak okuyan biriyle kitap hakkında konuştuktan sonra anladım diyebileceğim. Psikolojik bir kitap. Anlatım şahane ancak sanırım benden kaynaklanan nedenlerle anlamadığım yerler var.
Böyle olunca da sinir oluyorum işte kendime.
9 Ocak 2013 Çarşamba
Esra'dan İnciler-1
O kadar hızla büyüyorlar ki çocuklar. Büyürken de kendilerine özgü gelişimleriyle şahane inciler saçıyorlar etrafa. Hele de dillenmişlerse... Bu başlık altında Esra'nın bize bol bol saçtığı incileri derlemek istiyorum. Tabi hızına yetişebildiğim kadar :))
Yemekteyiz.Söylemesi ayıp yemekte balık var. Esra'nın yediği ikinci balığın son lokmaları. Onları da yedirebilmek için boş çırpınışlarım:
- Hadi kızım bak balık ağlar ama yemezsen. Esra beni beğenmedi, yemedi diye üzülür.
Esra bir gülüş atar:
-Anne, çok komiksin çok...
Anna baba birbirine bakıp kalırken Esra Tırmanmaya başladığı damacananın tepesine çıkmıştır bile :)
Yemekteyiz.Söylemesi ayıp yemekte balık var. Esra'nın yediği ikinci balığın son lokmaları. Onları da yedirebilmek için boş çırpınışlarım:
- Hadi kızım bak balık ağlar ama yemezsen. Esra beni beğenmedi, yemedi diye üzülür.
Esra bir gülüş atar:
-Anne, çok komiksin çok...
Anna baba birbirine bakıp kalırken Esra Tırmanmaya başladığı damacananın tepesine çıkmıştır bile :)
8 Ocak 2013 Salı
Küçük Mutluluklar
Dün bütün gece Vali Beyimizin tatil haberi için ciğerci kedileri gibi bekledik durduk. Hazretleri sıcacık evinden ancak gece 00.01 den sonra tatil komutunu iletebildi. kendisini bu kadar cevval, bu kadar eli çabuk ve hızlı davrandığı, herkesin uyuduğu saatte haberi verdiğini ve özellikle bugün tatil yapamayacak ve küçük çocuğunu bırakacak yer bulmakta zorlanacak anneleri mağdur ettiği için tebrik ediyorum.
Neyse gelelim konumuza. Bugün salı. Benim takvimime göre Kara Salı. Zira hem ders saatim fazla hem de bahçe nöbetim var bugün. Aylardır hastalıktan kurtulamayışımın müsebbibi bu nöbet. Okulumuzda her ahval ve şeraitte nöbet yerinde olunur da. O yüzden bugünün tatil olması benim için bir kat daha değerli. Azıcık yırtmış oluyorum da nöbetten :)
Ben de sabah işlerimi bitirdim. Esra'yı doyurdum, uyuttum. Keyif yapayım dedim. Sahlebimi alıp kar manzarasına Karşı kuruldum.bundan güzel keyif olabilir mi?Küçük şeyler de gerekiyor bazen insana. Hatta insana gereken küçük şeyleri görmek için göz...
Kitap: Kitaplaşalım mı etkinliğinde eşleştiğim sevgili Dr. Vildan'a aldığım bir kitaptı. Ben de sonradan merak ettim ve kendime de aldım. Ayfer Tunç ilk defa okuyacağım. Bu arada Doktorcuğumun da bloğunun doğum günüymüş. Nice senelere inşallah...
Ayraç: Yine Kitaplaşalım mı etkinliğinden sevgili Kırmızı Evin Cadısı Gizem'in el emeği göz nuru ayracı. Kullandıkça anıyorum kendisini..
Küçük mutlulukların hep bizlerle olması dileğiyle...
7 Ocak 2013 Pazartesi
Öylesine Bir Yazı
İnsan anne olunca anlıyor mucize nedir?
En inançsız insanı bile Allah'a inandırıyor evladın varlığı.
Kendinden korkuyor insan, yapabileceklerinden ve yapamayacaklarından. Ellerinin, bileklerinin, yüreğinin gücünden korkuyor. Kendi vücudunun ürettiği sütten korkuyor. Nasıl oluyor da o sıvı bir İNSAN yaratıyor diye.
O minik ellere ilk dokunduğu an dokuz kaplan gücünde olabiliyor anne.Erkekten bir- sıfır öne geçiriyor doğum denen olay kadını. Hayata karı daha sağlam, daha özgüvenli, daha yenilmez oluyor anne çünkü.Çünkü evladı için hayatta kalmak, bir şeyler yapmak gerek.
Ölmekten korkuyor yavrum ne olacak düşüncesiyle. En cesur, en iman dolu anne bile ölümden korkuyor arkada bırakacağı kuzusu için. Kaybedecek bir şeyim yok diyemiyor hayata. Omuzlarında korkunç bir sorumluluğun keyifli yükü.
Ama nasıl keyif... Bir bakışla, bir kokuyla, bir sesle bir gülücükle tüm dertler unutulabilir mi? Unutuluyor işte.İnsan bu kadar çabuk nasıl özleyebilir, nasıl bu kadar çabuk gözleri dolar hasretten...
Anne olmayan, olamayan (erkekleri kastediyorum) kimse anneyi anlayamaz. yapabileceklerinden emin olamaz.
Vesselam.
2 Ocak 2013 Çarşamba
Hoş Gelişler Ola...
Bugün kardeşimin doğum günü.
Onunla her şeyimiz yakın yakına oldu. Dünyaya gelişimiz, okula başlamamız, nişanımız, evlenmemiz, doğumlarımız...
Hayat şartları üniversiteden sonra bizi çok fazla bir araya getiremedi. Eşinin subay olmasından mütevellit o Anadolu'da, Kıbrıs'ta gezmeye başlamışken ben de İstanbul'un boğuculuğunda hayata yetişmeye, bir şeyleri yetiştirmeye, sürekli acele etmeye çalışıyordum.
Yani demem o ki yanında olamadım bana ihtiyaç duyduğunda ya da duymadığında.İlk doğumunda Kıbrıs'taydı. Ben İstanbul'da iş başında.
Şimdi bugün kardeşimin doğum günü, yarın ise kardeşim ikinci kızını dünyaya getirecek...Ben yine yanlarında olamayacağım. Ama bu defa daha şanslıyız en azından Allah kısmet ederse iki günlük olunca kuzumuzu görebileceğiz.
İki doğumunda da yanında olamadım. İçim buruk ama sağlıklı olmaları rahatlatıyor beni. İnşallah yarın güzel haberleriyle güne başlayacağız. Ben de doğum arefesinden bu yana birtakım hediyeler verdim kendisine.Kimisini de yanımda götüreceğim. Bir de fotoğrafta gördüğünüz pastayı yaptım. Nasıl güzel olmuş mu?
Onunla her şeyimiz yakın yakına oldu. Dünyaya gelişimiz, okula başlamamız, nişanımız, evlenmemiz, doğumlarımız...
Hayat şartları üniversiteden sonra bizi çok fazla bir araya getiremedi. Eşinin subay olmasından mütevellit o Anadolu'da, Kıbrıs'ta gezmeye başlamışken ben de İstanbul'un boğuculuğunda hayata yetişmeye, bir şeyleri yetiştirmeye, sürekli acele etmeye çalışıyordum.
Yani demem o ki yanında olamadım bana ihtiyaç duyduğunda ya da duymadığında.İlk doğumunda Kıbrıs'taydı. Ben İstanbul'da iş başında.
Şimdi bugün kardeşimin doğum günü, yarın ise kardeşim ikinci kızını dünyaya getirecek...Ben yine yanlarında olamayacağım. Ama bu defa daha şanslıyız en azından Allah kısmet ederse iki günlük olunca kuzumuzu görebileceğiz.
İki doğumunda da yanında olamadım. İçim buruk ama sağlıklı olmaları rahatlatıyor beni. İnşallah yarın güzel haberleriyle güne başlayacağız. Ben de doğum arefesinden bu yana birtakım hediyeler verdim kendisine.Kimisini de yanımda götüreceğim. Bir de fotoğrafta gördüğünüz pastayı yaptım. Nasıl güzel olmuş mu?
Pembe keçeyi bizim semtte bulamadım. Eminönü'ne gitmeye de zamanım olmadı.Üzerini pembe tülle sarıp bağladım. En üstteki kalbin üzerinde Etamine işlediğim ismi yazıp keçeye aplike yaptım. Keçe çalışmasındaki acemiliğim çok belli olsa da en azından ince keçe bulabilmiş olmak beni mutlu etti.
13 Aralık 2012 Perşembe
Hulki Bey ve Arkadaşları- Yiğit Okur
Uzun zaman önce arkadaşlarımca önerilen bir kitaptı. Bu yıl Tüyap' tan satın almak nasip oldu. Yazar Yiğit Okur. Yazarın adını ilk kez bu kitapla duydum. Aslında "Çok güzel, kesinlikle okunmaya değer bir kitap" sözlerinden ve yazarın adından başka bir bilgim yoktu kitabı okurken. Böyle kitapları okumak bana daha çok heyecan veriyor. Yeni bir yazarı keşfetmek, yeni bir dünya keşfetmek gibi bana göre. Ama keşke daha önce satın alıp okusaydım bu kitabı.
Kitap 1955 yılı Eylülünün beşinci günü akşam saatlerinde başlıyor. Hulki Bey ve arkadaşlarının otuz yıllık yaşam serüvenleri etrafında geriye dönüşler ve ileriye gidişlerle oldukça sağlam bir kurgu ile kendine hayran bırakıyor. Gerçekten hayran bırakıyor. Bunu boş yere demiyorum. Her romanın hele hele ilk kez okuduğum yazarların kurgusunu ikinci kitabını okuyarak değerlendirsem de bu kitap buna gerek bırakmadı. En ufak ayrıntılar bile ustaca neden sonuç ilişkisi içinde verilmiş.
6-7 Eylül olayları olarak bilinen olayların, siyasi gelişmelerin içinde olmayan kişilerin bile yaşamlarını ne kadar derinden etkilediği ve onlar için dönüm noktaları oluşturduğunu görüyoruz. Özellikle Galatasaray Lisesi mezunları ve öğrencileri için anılarla dolu bir kitap. Kitabın kapağı da zaten okulun tören kapısının fotosunu taşır. Bu kapının kapakta bile yer alacak kadar önemli olması tesadüf değildir çünkü o kapı da 6-7 Eylül olayları kadar olmasa da kahramanlar için dönüm noktası bence.
Kitap bittiğinde tüm karakterlerin bir zamanlar gerçekten yaşamış olduklarına, ve kitabın tamamına saklanmış kendini sadece hafifçe belli eden hüznü derinden yaşadıklarına inanıyorsunuz/ inanmak istiyorsunuz.
Tavsiye edilesi, okunası ve okutulası bir kitap....
27 Kasım 2012 Salı
Yine Yeni Yeniden Merhaba
Uzun zamandır yoktum buralarda...Biraz ayrı kalıp hayatımın düzene girmesini ve sakinleşmeyi bekledim. Bu arada beni merak eden blogge arkadaşlarım oldu. O kadar mutlu oldum ki...
Öncelikle çok çok iyiyiz. Esracık ve ben yeni hayatımıza iyi uyum sağladık. Biliyorsunuz hem ev değiştirdik hem de işe başladım. Esra kreşe başladı derken bunların hepsi üst üste geldi.
Yeni evimize yerleşmemiz hızlı oldu ama alışmamız zaman aldı... Gelin geldiğim, yeni hayatıma başladığım, büyük bir heyecanla her odasında kızımı beklediğim ve onu kucakladığım, heyecanlar, hüzünler, sevinçler... yaşadığım evi bırakıp bu dört duvara gelmek... Şimdi burada yaşanmışlıklar biriktirip burayı yuva yapmak...Zor ama o kadar da dinç tutucu işler sanırım...
Esra kreş konusunda o kadar çok zorladı bizi...Ağustos sonundan beri gittiği okula ilk defa bu iki haftadır ağlamadan gitmeye başladı. Tabi babasıyla benim içimiz nasıl rahatladı, sevindik... Okul saatleri içinde hiçbir problem yaşamamasına rağmen sabahları ağlayarak okula gitmesi bizi çok üzüyordu ama çok şükür ki inadını kırdık kararlılıkla.Şimdi çok daha programlı ve huzurluyuz ailecek :))
Okul ise daha iyi gidemezdi sanırım :)) Sadece zamanımı alan konu çalışma kağıtları ve diğer konularda eskileri kullanmak istememem ve yeniden üretmeyi seçmem. Bunlar da tabi hazırlık konusunda zamanımı alıyor tabi. o yüzden de bilgisayar başındaki zamanım kağıtlar hazırlamakla geçiyor.
Düzenimizi kurduk çok şükür ama zaman aldı doğal olarak. Merak eden, soran herkese çok çok teşekkürler, kocaman sevgiler.. Daha çok ve dolu dolu postlarda buluşmak üzere...
Öncelikle çok çok iyiyiz. Esracık ve ben yeni hayatımıza iyi uyum sağladık. Biliyorsunuz hem ev değiştirdik hem de işe başladım. Esra kreşe başladı derken bunların hepsi üst üste geldi.
Yeni evimize yerleşmemiz hızlı oldu ama alışmamız zaman aldı... Gelin geldiğim, yeni hayatıma başladığım, büyük bir heyecanla her odasında kızımı beklediğim ve onu kucakladığım, heyecanlar, hüzünler, sevinçler... yaşadığım evi bırakıp bu dört duvara gelmek... Şimdi burada yaşanmışlıklar biriktirip burayı yuva yapmak...Zor ama o kadar da dinç tutucu işler sanırım...
Esra kreş konusunda o kadar çok zorladı bizi...Ağustos sonundan beri gittiği okula ilk defa bu iki haftadır ağlamadan gitmeye başladı. Tabi babasıyla benim içimiz nasıl rahatladı, sevindik... Okul saatleri içinde hiçbir problem yaşamamasına rağmen sabahları ağlayarak okula gitmesi bizi çok üzüyordu ama çok şükür ki inadını kırdık kararlılıkla.Şimdi çok daha programlı ve huzurluyuz ailecek :))
Okul ise daha iyi gidemezdi sanırım :)) Sadece zamanımı alan konu çalışma kağıtları ve diğer konularda eskileri kullanmak istememem ve yeniden üretmeyi seçmem. Bunlar da tabi hazırlık konusunda zamanımı alıyor tabi. o yüzden de bilgisayar başındaki zamanım kağıtlar hazırlamakla geçiyor.
Düzenimizi kurduk çok şükür ama zaman aldı doğal olarak. Merak eden, soran herkese çok çok teşekkürler, kocaman sevgiler.. Daha çok ve dolu dolu postlarda buluşmak üzere...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)





