7 Ocak 2013 Pazartesi

Öylesine Bir Yazı


İnsan anne olunca anlıyor mucize nedir?
En inançsız insanı bile Allah'a inandırıyor evladın varlığı.
Kendinden korkuyor insan, yapabileceklerinden ve yapamayacaklarından. Ellerinin, bileklerinin, yüreğinin gücünden korkuyor. Kendi vücudunun ürettiği sütten korkuyor. Nasıl oluyor da o sıvı bir İNSAN yaratıyor diye.
O minik ellere ilk dokunduğu an dokuz kaplan gücünde olabiliyor anne.Erkekten bir- sıfır öne geçiriyor doğum denen olay kadını. Hayata karı daha sağlam, daha özgüvenli, daha yenilmez oluyor anne çünkü.Çünkü evladı için hayatta kalmak, bir şeyler yapmak gerek.
Ölmekten korkuyor yavrum ne olacak düşüncesiyle. En cesur, en iman dolu anne bile ölümden korkuyor arkada bırakacağı kuzusu için. Kaybedecek bir şeyim yok diyemiyor hayata. Omuzlarında korkunç bir sorumluluğun keyifli yükü.
Ama nasıl keyif... Bir bakışla, bir kokuyla, bir sesle bir gülücükle tüm dertler unutulabilir mi? Unutuluyor işte.İnsan bu kadar çabuk nasıl özleyebilir, nasıl bu kadar çabuk gözleri dolar hasretten...

Anne olmayan, olamayan (erkekleri kastediyorum) kimse anneyi anlayamaz. yapabileceklerinden emin olamaz.
Vesselam.

2 Ocak 2013 Çarşamba

Hoş Gelişler Ola...

Bugün kardeşimin doğum günü.
Onunla her şeyimiz yakın yakına oldu. Dünyaya gelişimiz, okula başlamamız, nişanımız, evlenmemiz, doğumlarımız...
Hayat şartları üniversiteden sonra bizi çok fazla bir araya getiremedi. Eşinin subay olmasından mütevellit o Anadolu'da, Kıbrıs'ta gezmeye başlamışken ben de İstanbul'un boğuculuğunda hayata yetişmeye, bir şeyleri yetiştirmeye, sürekli acele etmeye çalışıyordum.
Yani demem o ki yanında olamadım bana ihtiyaç duyduğunda ya da duymadığında.İlk doğumunda Kıbrıs'taydı. Ben İstanbul'da iş başında.
Şimdi bugün kardeşimin doğum günü, yarın ise kardeşim ikinci kızını dünyaya getirecek...Ben yine yanlarında olamayacağım. Ama bu defa daha şanslıyız en azından Allah kısmet ederse iki günlük olunca kuzumuzu görebileceğiz.
İki doğumunda da yanında olamadım. İçim buruk ama sağlıklı olmaları rahatlatıyor beni. İnşallah yarın güzel haberleriyle güne başlayacağız. Ben de doğum arefesinden bu yana birtakım hediyeler verdim kendisine.Kimisini de yanımda götüreceğim. Bir de fotoğrafta gördüğünüz pastayı yaptım. Nasıl güzel olmuş mu?

Pembe keçeyi bizim semtte bulamadım. Eminönü'ne gitmeye de zamanım olmadı.Üzerini pembe tülle sarıp bağladım. En üstteki kalbin üzerinde Etamine işlediğim ismi yazıp keçeye aplike yaptım. Keçe çalışmasındaki acemiliğim çok belli olsa da en azından ince keçe bulabilmiş olmak beni mutlu etti.

13 Aralık 2012 Perşembe

Hulki Bey ve Arkadaşları- Yiğit Okur


Uzun zaman önce arkadaşlarımca önerilen bir kitaptı. Bu yıl Tüyap' tan satın almak nasip oldu. Yazar Yiğit Okur. Yazarın adını ilk kez bu kitapla duydum. Aslında "Çok güzel, kesinlikle okunmaya değer bir kitap" sözlerinden ve yazarın adından başka bir bilgim yoktu kitabı okurken.  Böyle kitapları okumak bana daha çok heyecan veriyor. Yeni bir yazarı keşfetmek, yeni bir dünya keşfetmek gibi bana göre. Ama keşke daha önce satın alıp okusaydım bu kitabı.

Kitap 1955 yılı Eylülünün beşinci günü akşam saatlerinde başlıyor. Hulki Bey ve arkadaşlarının otuz yıllık yaşam serüvenleri etrafında geriye dönüşler ve ileriye gidişlerle oldukça sağlam bir kurgu ile kendine hayran bırakıyor. Gerçekten hayran bırakıyor. Bunu boş yere demiyorum. Her romanın hele hele ilk kez okuduğum yazarların kurgusunu ikinci kitabını okuyarak değerlendirsem de bu kitap buna gerek bırakmadı. En ufak ayrıntılar bile ustaca neden sonuç ilişkisi içinde verilmiş.

6-7 Eylül olayları olarak bilinen olayların, siyasi gelişmelerin içinde olmayan kişilerin bile yaşamlarını ne kadar derinden etkilediği ve onlar için dönüm noktaları oluşturduğunu görüyoruz. Özellikle Galatasaray Lisesi mezunları ve öğrencileri için anılarla dolu bir kitap. Kitabın kapağı da zaten okulun tören kapısının fotosunu taşır. Bu kapının kapakta bile yer alacak kadar önemli olması tesadüf değildir çünkü o kapı da 6-7 Eylül olayları kadar olmasa da kahramanlar için dönüm noktası bence.

Kitap bittiğinde tüm karakterlerin bir zamanlar gerçekten yaşamış olduklarına, ve kitabın tamamına saklanmış kendini sadece hafifçe belli eden hüznü derinden yaşadıklarına inanıyorsunuz/ inanmak istiyorsunuz.

Tavsiye edilesi, okunası ve okutulası bir kitap....

27 Kasım 2012 Salı

Yine Yeni Yeniden Merhaba

Uzun zamandır yoktum buralarda...Biraz ayrı kalıp hayatımın düzene girmesini ve sakinleşmeyi bekledim. Bu arada beni merak eden blogge arkadaşlarım oldu. O kadar mutlu oldum ki...

Öncelikle çok çok iyiyiz. Esracık ve ben yeni hayatımıza iyi uyum sağladık. Biliyorsunuz hem ev değiştirdik hem de işe başladım. Esra kreşe başladı derken bunların hepsi üst üste geldi.

Yeni evimize yerleşmemiz hızlı oldu ama alışmamız zaman aldı... Gelin geldiğim, yeni hayatıma başladığım, büyük bir heyecanla her odasında kızımı beklediğim ve onu kucakladığım, heyecanlar, hüzünler, sevinçler... yaşadığım evi bırakıp bu dört duvara gelmek... Şimdi burada yaşanmışlıklar biriktirip burayı yuva yapmak...Zor ama o kadar da dinç tutucu işler sanırım...

Esra kreş konusunda o kadar çok zorladı bizi...Ağustos sonundan beri gittiği okula ilk defa bu iki haftadır ağlamadan gitmeye başladı. Tabi babasıyla benim içimiz nasıl rahatladı, sevindik... Okul saatleri içinde hiçbir problem yaşamamasına rağmen sabahları ağlayarak okula gitmesi bizi çok üzüyordu ama çok şükür ki inadını kırdık kararlılıkla.Şimdi çok daha programlı ve huzurluyuz ailecek :))

Okul ise daha iyi gidemezdi sanırım :)) Sadece zamanımı alan konu çalışma kağıtları ve diğer konularda eskileri kullanmak istememem ve yeniden üretmeyi seçmem. Bunlar da tabi hazırlık konusunda zamanımı alıyor tabi. o yüzden de bilgisayar başındaki zamanım kağıtlar hazırlamakla geçiyor.

Düzenimizi kurduk çok şükür ama zaman aldı doğal olarak. Merak eden, soran herkese çok çok teşekkürler, kocaman sevgiler.. Daha çok ve dolu dolu postlarda buluşmak üzere...


17 Ağustos 2012 Cuma

Yok mu Arttıran :S

Son günlerde yoğunluktan şikayet ederken, işlerin daha da azalmasını umarken giderek katlanıyor yorgunluklar.

Güzel gelişmeler oluyor ama oldukça da işler büyüyor. Öncelikle hiç hesapta yokken ev aldık :)) Şu anki evim çok küçük olduğundan sığamıyorduk. temizliği de zor oluyordu. Artık sadece eşyaların yerlerini değiştiriyordum. Daha büyük bir ev istiyorduk ama böyle pat diye olması şaşırttı bizi. Şimdi onun temizlenmesi, eksiklerin giderilmesi, takılacaklar, onarılacaklar e yeniden alınacaklar derken kafam bir dünya...Allah böyle yorgunluklar versin herkese ne diyelim...Allah ev dileyen herkese nasip etsin.




Sonra.. Esra kreşe başladı bu hafta başı. İlk iki gün çok büyük bir hevesle gitti. üçüncü gün su koyverme emareleri görülmekle beraber. dün ve bugün işler sarpa sardı.sabahları beni bırakmak istemiyor. gün içinde de ağlamalar oluyormuş ama dikkati kolay dağılıyor yaşı itibariyle de. Şimdi bayram tatili giriyor biraz zorlayacak bizi tam düzene alışmışken.... İlk etkinliğini de yaptı Esracık.. Tavşan figürüne pamuk yapıştırma :) telefondan foto ekleyemiyorum ama ekleyebilseydim çok güzel olurdu :)

Herkese selamlar. ben biraz nette dolaşıp eksik gidereyim :)) Sevgiler

1 Ağustos 2012 Çarşamba

Değişim,Gelişim ve Diğerleri

Uzun zaman oldu yazamayalı. Sağ olsun arkadaşlarım da merak etmişler. Kendilerini kocaman kucaklıyorum.

Bir çok yeni karar ve başlangıç aşamasında yazmak için çok da konsantre olamadım.

Evet mesleğime, öğretmenliğime dönüyorum yeniden. Yeni bir okulda, yeni heyecanlarla başlıyoruz bakalım. Bir yıllık bir tatilden sonra enerji dolu tam gaz devam edeceğim umarım. Biraz paslanmışlık var doğal olarak ama seminer döneminde hepsi  bertaraf olacak inanıyorum. Öğretmenlik ara vermeyi affetmiyormuş. Hele de Türkçe/ Edebiyat öğretmeniysen molaya hakkın olmamıyor. Yine de seviyorum mesleğimi...

Miniki Esra'ya gelince uyudu da büyüdü ve kreşe başlayacak. Kreş araştırma, kararlar verme, sonra vaz geçip yeni kararlar alma, araştırmalar yapma derken en sonunda yuvamızı bulduk. Umuyorum ki öğretmenlerini sever ve az zorluk çıkarır.

Sonra tatile gidip gelme, aile ziyaretleri, uzun zamandır gidilemeyen baba ocağında bir iki hafta zaman geçirme, derken Ramazan'ın gelişi gündem oldukça yoğun. Bir yandan da önümüzdeki yıla dair çalışmalar da hazırlamaya çalışıyorken ihmal ettim bloğu. Merak edenlere, aklına getirenlere selamlar, sevgiler...Kaldığımız yerden devam umarım.

12 Haziran 2012 Salı

Ben Kimim,Burası Neresi, Neredeyim ?

On günü geçti uğrayamayalı buralara. Dinlenmiş ama yorgun (!) geri döndüm. peki nerelerdeydim ben? İki hafta önce Esra'nın tuvalet eğitimi telaşından ben kardeşimin mezuniyetini unutmuşum :(( Eşim hatırlatmasa hatırlayacağım da yok. Hafta içi gidemeyeceğimizden ( Esrayla otobüse binmek henüz harcım olmadığından) eşim hafta sonu bırakmayı ve bir hafta annemlerde kalmayı teklif etti.

Çok heyecanlanamadım bu teklife zira Esra'nın kabızlığı devam ediyordu. Mecbur da olunca gittik. Kabızlık ilerleyerek devam etti. Ve ben kaldığım bir haftadan hiçbir şey anlamadım. Müdahale işle yaptı kakasını bir hafta. Al çocuğu doktora götür değil mi, neden acı çekiyorsun/ çektiriyorsun. Akıl edemedi salak kafam. Duruyo bazen çarklar, çalışmıyo işte :(( Yanında akıl verecek birileri de olmayınca...Ahhh ah...Dün gittik de iki ilaçla yapıyor şimdi rahatla kuzum.

Neyse bu stres altında geçtiğimiz perşembe kardeşimin mezuniyetine katıldık. İşte bir kaç kare.

Uzaktan yakınlaştırarak çektiğim üçün çok net değil.

Hemşir'anım :))

Teyzesinin kepini giyen Esra :))

Kitaplaaarrr

İkinci kitap arkadaşım Dr. Vildan kitap çekilişi yapıyormuş. Hem de okumak için delirdiğim kitaplardan birini veriyor. Kaçırmak olmaz di mi...


E buyrun o zaman

1 Haziran 2012 Cuma

Sonunda...

Tarihe Not: 1 HAZİRAN 2012 İTİBARİYLE ÇİŞİMİZ TUVALETTE KAKAMIZ TUVALETTE

Zafer kazanmış bir ordunun sultanı gibiyim. Aylardır gerilmelerim, soru işaretlerim hepsi bitti çok şükür.

Kakasını tuttuğu için kabız olmuştu ve kaka yapmakta çok zorlandı bugün. öğlen yemeğini de yemeyince kayısı suyu içirebildim bir bardak. Zaytinyağı takviyesiyle, kirazla 21,30 itibariyle o da bitti ve artık büyük küçük ikisini de söylüyor benim kızım.

Gece için az daha zaman var gibi. Bağlamıyorum geceleri ve çişe de kaldırmıyorum. Altına yaparsa da ağlıyor zaten kalkıp temizliyorum ve uykuya devam ediyor...

Allahım şükürler olsun. Büyük bir ferahlama oldu sanki bende.

Tuvalete Başlarken Neler Yaptık/ Günlük 3

Aslında bu yazı günlüklerden önce yazılmalıydı ama şimdi akıl edebildim :)) Daha doğrusu günlüklere gelen yorumlar aklıma soktu. Uyguladığım şeyler belki birilerine kolaylık olur fikrindeyim.

Önce ek gıdaya geçişte bu kadar endişelendiğimi anımsıyorum. Tuvalet eğitimi beni çok endişelendirdi, gerdi, korkuttu. Eğitime başlayan, araştıran her anne gibi ben de çok yazı okudum, tecrübeyi yaşayanlarla konuştum, kendimce sorular sordum. Tüm bunlar gerginliğimi bir yönden alırken bir yönden daha da gerdi. Bu yüzden ben bekledikçe bekledim. Esra'nın değil kendimin hazır olmasını bekledim. İyi de etmişim. Eğer bu yazıyı okuyorsanız ve tuvalet eğitimi için aynı endişeleri ve gerginlikleri yaşıyorsanız önce kendinizin hazır olmasını bekleyin. O zaten iki yaşından sonra hazır olacaktır...

Daha sonra bir alış veriş bir fiş sezonu başladı :) Önce bir sürü minik külotla işe başladık. 15 tane attık kenara.Desenlerini farklı farklı aldım ki severek, ilgilenerek giysin diye. Tahmin ettiğim gibi de oldu. Kız anneleri giyim konusunda şanslı. Seçenek ve çocuğun ilgisini çekecek tür tür, desen desen tonlarca şey var. :) Alıştırma külotları ilk gün işe yarar gibi oldu ama sonraki günlerde işimi zorlaştırdı. Anne çiş derken bile biraz kaçırdı altına ve ben bunu görür görmez koşturdum lazımlığa. Ama alıştırma külodunda bunu fark etmek zor oldu ve tamamını altına yaptı. O yüzden artık kullanmıyorum onları. Atletlere de ihtiyaç varmış meğer. ben hiç düşünmemiştim. Çıtçıtlı badilerle idare ederim demiştim ama öyle değilmiş. Altına yaptığında kuyruğu da ıslanıyor ve komple soymak zorunda kaldım. Bu da çok yordu beni. Evden çıktığımda ilk iş atlet almak olacak. Mesela yarın.

Sonra Canpedin hasta yatak bezinden alıp enlemesine yatağına serdim. İyi ki de öyle yapmışım. Çok kolaylık oldu benim için. sadece çarşaf kirlendi, yatağa sızıntı olmadı.

Önce lazımlıkla başladık, tamamen alıştıktan sonra aparata geçmeyi düşünüyorum çünkü ilk deneyimlerde yükseklik ve ayakların yere değmemesi korkutabiliyor. Bu da işimizi biraz zorlaştırıyor. Biz şu anda lazımlık kullanıyoruz. Aparata canı isterse oturuyoz. Teklif kendisinden geliyor. ama henüz aparatla yapmış değil.

Hediye, ödül, armağan, süpriz, pekiştireç adına ne derseniz deyin ( hatta rüşvet diyeni de duydum ama itici geldi :)) lazımlığa yaptıktan sonra mutlaka verin. Sevdiği çikolatalar, kitaplar alkışlar, öpücükler, sarılmalar, bay bay çişler, kakalar, sifonu ona çektirmeler, kahkahalar, atomu parçalamışçasına sevinmeler.......

Gece ve gündüz birlikte başlayın mümkünse. Sonrasında aynı sorunun, sıkıntının gece versiyonunu yaşamayın derim.

Lazımlıkta otururken ona türlü oyunlar uydurdum. Daha önce sevdikelri ya da hiç bilmediği yeni oyunlar, sulu boyalar, kalemler, kağıtlar,, etiketler, müzikli kitaplar, yazı tahtaları, top oynama.. bizim kullandıklarımızdan aklıma gelenler.

Bir de asla unutulmaması gereken tek şey, HER ÇOCUK KENDİNE ÖZELDİR, HER ŞEYİNDE OLDUĞU GİBİ TUVALET EĞİTİMİNDE DE KENDİ HİKAYESİNİ KENDİSİ YAZAR. ANNEYE DÜŞEN İYİ BİR GÖZLEMCİ VE YOL GÖSTERİCİ OLMAKTIR.

1 Haziran 2012

Gece altına bir kez yaptı ama o da artık tutamayacak duruma gelmesindendi. Gündüz saat 10 a kadar yine yapmadı. 10 gibi yine biriktirdiklerini hafif ağlayarak bıraktı. Sonra temizlenip hediyesini yedi. ( Kinder Süt Dilimi)

11 e doğru ön tarafını tuttu ama tuvalete götürmemi istemedi. Taytındaki sızıntıyı farkedince hemen götürdüm ve ilk normal, birikmemiş çişimizi daha az ağlamaklı ifadeyle bitirdik ve ödülümüz olan markete gitmeyi kazandık. yolda bir kaza yaşamadık çok şükür.

Bugün de hala kakasını yapmadı. Dört buçuk gün oldu. biraz zeytin yağı içirdim zorlanmasın diye. Kayısıyı yese kolayca yapacak ama hiçbir şeklini yemiyor..