12 Haziran 2012 Salı

Ben Kimim,Burası Neresi, Neredeyim ?

On günü geçti uğrayamayalı buralara. Dinlenmiş ama yorgun (!) geri döndüm. peki nerelerdeydim ben? İki hafta önce Esra'nın tuvalet eğitimi telaşından ben kardeşimin mezuniyetini unutmuşum :(( Eşim hatırlatmasa hatırlayacağım da yok. Hafta içi gidemeyeceğimizden ( Esrayla otobüse binmek henüz harcım olmadığından) eşim hafta sonu bırakmayı ve bir hafta annemlerde kalmayı teklif etti.

Çok heyecanlanamadım bu teklife zira Esra'nın kabızlığı devam ediyordu. Mecbur da olunca gittik. Kabızlık ilerleyerek devam etti. Ve ben kaldığım bir haftadan hiçbir şey anlamadım. Müdahale işle yaptı kakasını bir hafta. Al çocuğu doktora götür değil mi, neden acı çekiyorsun/ çektiriyorsun. Akıl edemedi salak kafam. Duruyo bazen çarklar, çalışmıyo işte :(( Yanında akıl verecek birileri de olmayınca...Ahhh ah...Dün gittik de iki ilaçla yapıyor şimdi rahatla kuzum.

Neyse bu stres altında geçtiğimiz perşembe kardeşimin mezuniyetine katıldık. İşte bir kaç kare.

Uzaktan yakınlaştırarak çektiğim üçün çok net değil.

Hemşir'anım :))

Teyzesinin kepini giyen Esra :))

Kitaplaaarrr

İkinci kitap arkadaşım Dr. Vildan kitap çekilişi yapıyormuş. Hem de okumak için delirdiğim kitaplardan birini veriyor. Kaçırmak olmaz di mi...


E buyrun o zaman

1 Haziran 2012 Cuma

Sonunda...

Tarihe Not: 1 HAZİRAN 2012 İTİBARİYLE ÇİŞİMİZ TUVALETTE KAKAMIZ TUVALETTE

Zafer kazanmış bir ordunun sultanı gibiyim. Aylardır gerilmelerim, soru işaretlerim hepsi bitti çok şükür.

Kakasını tuttuğu için kabız olmuştu ve kaka yapmakta çok zorlandı bugün. öğlen yemeğini de yemeyince kayısı suyu içirebildim bir bardak. Zaytinyağı takviyesiyle, kirazla 21,30 itibariyle o da bitti ve artık büyük küçük ikisini de söylüyor benim kızım.

Gece için az daha zaman var gibi. Bağlamıyorum geceleri ve çişe de kaldırmıyorum. Altına yaparsa da ağlıyor zaten kalkıp temizliyorum ve uykuya devam ediyor...

Allahım şükürler olsun. Büyük bir ferahlama oldu sanki bende.

Tuvalete Başlarken Neler Yaptık/ Günlük 3

Aslında bu yazı günlüklerden önce yazılmalıydı ama şimdi akıl edebildim :)) Daha doğrusu günlüklere gelen yorumlar aklıma soktu. Uyguladığım şeyler belki birilerine kolaylık olur fikrindeyim.

Önce ek gıdaya geçişte bu kadar endişelendiğimi anımsıyorum. Tuvalet eğitimi beni çok endişelendirdi, gerdi, korkuttu. Eğitime başlayan, araştıran her anne gibi ben de çok yazı okudum, tecrübeyi yaşayanlarla konuştum, kendimce sorular sordum. Tüm bunlar gerginliğimi bir yönden alırken bir yönden daha da gerdi. Bu yüzden ben bekledikçe bekledim. Esra'nın değil kendimin hazır olmasını bekledim. İyi de etmişim. Eğer bu yazıyı okuyorsanız ve tuvalet eğitimi için aynı endişeleri ve gerginlikleri yaşıyorsanız önce kendinizin hazır olmasını bekleyin. O zaten iki yaşından sonra hazır olacaktır...

Daha sonra bir alış veriş bir fiş sezonu başladı :) Önce bir sürü minik külotla işe başladık. 15 tane attık kenara.Desenlerini farklı farklı aldım ki severek, ilgilenerek giysin diye. Tahmin ettiğim gibi de oldu. Kız anneleri giyim konusunda şanslı. Seçenek ve çocuğun ilgisini çekecek tür tür, desen desen tonlarca şey var. :) Alıştırma külotları ilk gün işe yarar gibi oldu ama sonraki günlerde işimi zorlaştırdı. Anne çiş derken bile biraz kaçırdı altına ve ben bunu görür görmez koşturdum lazımlığa. Ama alıştırma külodunda bunu fark etmek zor oldu ve tamamını altına yaptı. O yüzden artık kullanmıyorum onları. Atletlere de ihtiyaç varmış meğer. ben hiç düşünmemiştim. Çıtçıtlı badilerle idare ederim demiştim ama öyle değilmiş. Altına yaptığında kuyruğu da ıslanıyor ve komple soymak zorunda kaldım. Bu da çok yordu beni. Evden çıktığımda ilk iş atlet almak olacak. Mesela yarın.

Sonra Canpedin hasta yatak bezinden alıp enlemesine yatağına serdim. İyi ki de öyle yapmışım. Çok kolaylık oldu benim için. sadece çarşaf kirlendi, yatağa sızıntı olmadı.

Önce lazımlıkla başladık, tamamen alıştıktan sonra aparata geçmeyi düşünüyorum çünkü ilk deneyimlerde yükseklik ve ayakların yere değmemesi korkutabiliyor. Bu da işimizi biraz zorlaştırıyor. Biz şu anda lazımlık kullanıyoruz. Aparata canı isterse oturuyoz. Teklif kendisinden geliyor. ama henüz aparatla yapmış değil.

Hediye, ödül, armağan, süpriz, pekiştireç adına ne derseniz deyin ( hatta rüşvet diyeni de duydum ama itici geldi :)) lazımlığa yaptıktan sonra mutlaka verin. Sevdiği çikolatalar, kitaplar alkışlar, öpücükler, sarılmalar, bay bay çişler, kakalar, sifonu ona çektirmeler, kahkahalar, atomu parçalamışçasına sevinmeler.......

Gece ve gündüz birlikte başlayın mümkünse. Sonrasında aynı sorunun, sıkıntının gece versiyonunu yaşamayın derim.

Lazımlıkta otururken ona türlü oyunlar uydurdum. Daha önce sevdikelri ya da hiç bilmediği yeni oyunlar, sulu boyalar, kalemler, kağıtlar,, etiketler, müzikli kitaplar, yazı tahtaları, top oynama.. bizim kullandıklarımızdan aklıma gelenler.

Bir de asla unutulmaması gereken tek şey, HER ÇOCUK KENDİNE ÖZELDİR, HER ŞEYİNDE OLDUĞU GİBİ TUVALET EĞİTİMİNDE DE KENDİ HİKAYESİNİ KENDİSİ YAZAR. ANNEYE DÜŞEN İYİ BİR GÖZLEMCİ VE YOL GÖSTERİCİ OLMAKTIR.

1 Haziran 2012

Gece altına bir kez yaptı ama o da artık tutamayacak duruma gelmesindendi. Gündüz saat 10 a kadar yine yapmadı. 10 gibi yine biriktirdiklerini hafif ağlayarak bıraktı. Sonra temizlenip hediyesini yedi. ( Kinder Süt Dilimi)

11 e doğru ön tarafını tuttu ama tuvalete götürmemi istemedi. Taytındaki sızıntıyı farkedince hemen götürdüm ve ilk normal, birikmemiş çişimizi daha az ağlamaklı ifadeyle bitirdik ve ödülümüz olan markete gitmeyi kazandık. yolda bir kaza yaşamadık çok şükür.

Bugün de hala kakasını yapmadı. Dört buçuk gün oldu. biraz zeytin yağı içirdim zorlanmasın diye. Kayısıyı yese kolayca yapacak ama hiçbir şeklini yemiyor..

31 Mayıs 2012 Perşembe

Tuvalet Günlüğü 2

^31 Mayıs 2012

Gece boyu yatağı ıslatmadan uyudu çok şükür. Saate bakamadım ama sabah ezanı okunuyordu ağladığında. Önceki gün 16,30 dan bu yana tuttuğu çişini lazımlığa yaptı :))) Çok mutlu oldum ilk defa yaptı çünkü. Ayrıca bu kadar saat tutmasından sonra rahatlaması da sevindirdi beni. Sabah ezanından bu yana hala yok çiş. Tutuyor biliyorum. Sık sık çişim geldi demesine rağmen yapmıyor. Bakalım nereye kadar gidecek.

Çişini yaptığında gece uyusunu bölemmek için ödüllendiremedim. belki uygun bir saat olsaydı ödülün aşkına bugün de yapabilirdi.

Tuvalette geçirdiğimiz zamanlar da çok eğlenceli ve keyifli olmaya başladı. Bugün kupkuruyuz vesselam.

Evet neredeyse on iki saat aradan sonra ikinci defa çişini lazımlığa yaptı. Adaptörü istedi önce sonra ne estiyse korktu ondan. tekrar lazımlığa döndük. Sanki sızlıyomuş gibi ağlamaklı vıyaklamalı alkış kıyamet eşliğinde zafere ulaştı :))) Şu anda ödülü olan dondurma yoğurdunu yiyor :)))

30 Mayıs 2012 Çarşamba

Tuvalet Günlüğü 1

29 Mayıs 2012

Bu sabah kalkar kalkmaz bezi çıkarıp lazımlığa oturttum Esra'yı. Ve gün boyunca da ara ara oturttum. Henüz lazımlığa denk getiremese de epey çiş yapıp don kirletti. Her şeyin farkında, her şeyi konuşabiliyor ama sanırım beni denemek, sabrımı sınamak için altına yaptı sürekli. Yarının da böyle geçeceğini tahmin ediyorum. Bugün gergindim biraz. Esra'nın sürekli altını batırmasından değil. Batıkları çıkardıktan sonra Esra'nın giyinme faslından. İkindiden sonra kollarım kalkmıyordu iyice. Giyinmek istemiyor hiç ve nasıl bir kuvvetse öyle bir karşı koyuyor ki...

Bu defa kararlıyım Esra kuş. İnşallah beze veda edeceksin :)))


30 Mayıs 2012

Geceyi üç defa işeyerek geçirdi. Tuvalete tutsam da yapmadı.Allahtan yatağı ve üzerini temizlerken uykusunu açmadı. Gece süt istemesine rağmen vermedim.
Gündüz yine aynı rutinde, lazımlığı siftahlamadan devam ettik. Ancak altını kirletme sayısı daha da azaldı. Uykudan sonra babaannesi ve kuzeni gelince de bi defa altına yaptı. Saat 16,30 civarından sonra  ne lazımlığa ne de altına yaptı. Kaka iki gündür yok.

Bakalım bu gece nasıl geçecek?

24 Mayıs 2012 Perşembe

33 Yaş Hezeyanı

Bu aralar herkesi, her şeyi sorgular oldum. Özellikle de kendimi. Hele bir de kendimi. Didik didik, parça parça...

Sorgularken, didiklerken koyu renk gözlüklerimi takmamak isterdim ama elimde değil. Hata aramak değil. Daha farklı bir durum içimde yaşananlar.

Otuz üç yılın sorgulaması kolay kolay bitmiyor. Fırtına kolay kolay dinmiyor. Birilerini suçluyorum bazen, birileri beni suçluyor zaman zaman.

Verdiğim kararları tekrar sorgulayıp, pişmanlıkları denetliyorum. Rüyalara takılıyorum; içimden, bellemediğim belleğimin derinliklerinden kopup gelen fırtınaları onlarla açıklama çalışıyorum bazen çaresizce.

Sormayı, sorgulamayı severim aslında ama bu biraz ağır geldi, yüklüce...Otuz yaş bunalımı mı ki bu.. Adi ne olursa olsun çıkamadım işin içinden.

Tek başıma kalmak, kimseyle görüşmemek istiyorum bazen. İnzivaya çekilmek biraz. Aslında güçlü biriyim diyebilirim. Çabuk pes etmem. Sorunlardan kaçmayı sevmem. Aksine üstüne yürürüm. Bu mu yorgun düşürdü bilemiyorum?

Alış veriş yapsam geçer mi ki :))))

Not: kontrol etmeden yayınlıyorum düzeltmek istemiyorum hiçbir şeyi.

19 Mayıs 2012 Cumartesi

Akıllı Kız

Esra babasının bilgisayarını açmış rastgele tuşlara basarken suç üstü yakalanmıştır.
Babası kaşlarını çatmış, hafif azar boyutunda bir iki cümle söylemiş ve yine kaşlar çatık Esra'ya bakmaya devam etmektedir. Esra bu yüz ifadesini görünce kikirdemeye başlar.Babasıyla geçen diyalog şöyledir:

Esra: Kookma tatlım.
Baba: Neden karıştırdın, kızdım sana.
Esra kikirdeyerek sarılır, baba hala yumuşamamıştır. Öper. baba  bu öpücüğe dayanamaz ve o da sarılır.
Barış çubuğunu alan hanım bomba cümleyi kurar

Esra: Akıllı kız çeniiii  !!!

18 Mayıs 2012 Cuma

Yağmurlu Bir İkindi Üstü

İki gündür saatler geçmiyor sanki. Beklediğim biri ya da bir durum olduğundan değil,sıkıntıdan. Hani günlerden cuma olduğunu düşünüp sevinirsiniz ya, aslında perşembedir.Nasıl bir düş kırıklığı, azim kaybıdır bu duygu. Öyle bir şeydi işte iki gündür saatlerin geçmemesi...

Hava da ikindi üzeri iyice bozunca, hatta şimşekleri görüp gök gürültülerini de duyunca, evden de çıkamadık. İyi ki de çıkmamışız nasıl bir yağmurdur yağan. Allah dışarıdakilerin, trafiktekilerin yardımcısı olsun dedirtecek cinsten.

Peki biz ne yaptık: Tülleri bir güzel açtım kızımı aldım kucağıma. Şimşek çakması ve gök gürültüsü eşliğinde minik bir Fen ve Tabiat dersinin ardından bu doğa olayının keyfini çıkardık.

Esra: Anne bu ne?
Ben: Şimşek kızım.
Esra: Şimşek ne anne?
Ben (nasıl anlatsam düşünceleriyle): Gök yüzünde yanıp sönen ışıklar kızım.
Esra: Iııııı... Hiiii bu ses ne anne?
Ben gök gürültüsü kızım.
Esra: hmm tamam annadım.
Esra: ( numara yapması gülmemek için kendini tutmasından belli) Anne ben kooktum.
Ben: Korkulacak bi şey yok kızım.Gök gürültüsü bu çok güzel bi şey. Ben çok severim.
Esra: ben çeeeemedim ( sevmedim) anne. ( koynıma sokulur, bıyık altından sırıtmaya devam ederek sarılır, kendini koynuma saklar.
Ben onu derin derin koklayarak manzaranın keyfini çıkarırım.

Ne yalan söyleyeyim bu ahval ve şerait içinde ne trafiktekiler ne de dışarıdakiler aklıma bile gelmedi...

Herkese geçmiş olsun küçük çaplı bir sel geçirdi de İstanbul.Alt yapıyı yapmayanlar utansın diyeceğim ama çok yoğunlardır utanmak için ...

16 Mayıs 2012 Çarşamba

Esra'dan Haller

Zaman ne kadar da hızlı geçiyor.Geçerken bir çok güzelliği getirirken çoğunu da götürmekte.Bir fesleğen bile yetiştirmeyi beceremeyen ben bir evladın evde günden güne büyümesine, yetişmesine şahit oluyorum.

Minik can Esra 27 aylık. Her geçen gün daha da dillenip şenlendirmekte evimizi...Özellikle akran bulışmalarında daha bir dillenip şakımakta...



Esra artık bir şey isterken "lütfen" demeyi öğrendi :)) Çarşı pazar gezmelerimizin keyfini kaçıran onu isterim, bunu isterim yaygaralarında lütfenler unutuluyor ama ne yazık ki... her gördüğünü isteme aşamasında bu aralar. Sahiplenme duyusu mu gelişmektedir nedir. Çünkü "yatak benim", " ayı benim" gibi çıkışları var durup dururken. Bu dönemi de atlatacağız inşallah ...

"Seni seviyorum" diyor artık hem de durup dururken gelip sarılarak, gözünün içine bakarak. Bu lafı parka gidiş esnasında daha sık duysam da yalakalık olarak adlandırmıyorum :))

Esra'yı evire çevire sevmek, mıncıklamak, yoğurmak ne yazık ki imkansız.Hiç sevdirmiyor kendini. Biraz zorladın mı şiddete baş vuruyor ve yolmalara girişiyor. Hatta bunu yaparken " yardım edini kurtarın beni" diye de feryat etmeyi unutmuyor.

Artık güzel sıfatlarla hitap ediyor bize.. " Ben bunu istiyorum tatlım lüflen"  "Baba kule yap tatlım "

Bunların yanında giyinmeyi hiç istemiyor. Zorla bağrış çağrış giydiriyoruz. Hele çoraplar asla durmuyor ayağında.

Ağzında 17. diş patladı ve onun sıkıntılarını yaşamaktayız. Allaha şükür oldukça hafif sancılar, sıkıntılar yaşadık. Umarım düğer dişler de böyle gelir..

Kuşum benim seni çok seviyorum..