Çok uzun zaman olmuş yazmayalı... Yazmaya gerçekten zaman bulamayalı...
Zor ve yoğun günler geçiriyorum... Bunu da atlatacağız Allah'ın izniyle.
Sonuç: Özlemişim buraları ben :)))
1 Aralık 2013 Pazar
5 Haziran 2013 Çarşamba
29 Mayıs 2013 Çarşamba
Bir Meslekten Soğuma Hikayesi
Bir insan mesleğinden nasıl soğutulur, biliyor musunuz? Ben bilmiyordum, öğrendim.
Biliyorsunuz bugün 29 Mayıs, yani İstanbul'un Kurtuluşunun 560. yıldönümü. Bu münasebetle sabah okulda törende bir öğrencimiz bizim hazırladığımız ( Sosyal Bilgiler Öğretmeni ve benim) bir konuşmayı okudu. Kısacık, İstanbul'un ve fethinin önemini anlatan bir yazı. Yazıyı aşağıya ekleyeceğim. Merak edenler okuyabilir. Yazıda Peygamberimizin İstanbul'un fethine ve fatihine yönelik övücü malum hadisine de yer verdik.Dikkat çekmiş efendim. Yazıda dini ögeler kullanmışız.Tatlı bir dille uyarıldık. Ve biz sözüm ona okumuş, sözüm ona aydınlık insanlara bu hadisin dini içerikli olmadığını siyasi bir hadis olduğunu falanını filanını anlatamadık.
İnsan dininden, dininin peygamberinden korkar mı ki ya... O yazı da Hz. İsa'nın, Hz. Musa'nın ya da başka bir peygamberin adı geçmiş olsaydı bu tepki verilir miydi merak ediyorum.
Atatürkçü olmayla dini ögeleri dozunda birleştiremeyen karanlık kafalı insanlar tarafından sansüre uğramaktan, uyarılmaktan, yönetilmekten usandım ben.
Atatürkçülük dinsizlik mi demek, Peygamberimizi ve dinimizi sevmek gericilik mi demek.
Neden insanlar iki harika duyguyu tek yürekte birleştiremezler. Nedennnnn...Lanet olsun böyle işe...
Merak edenler için yazı...
Biliyorsunuz bugün 29 Mayıs, yani İstanbul'un Kurtuluşunun 560. yıldönümü. Bu münasebetle sabah okulda törende bir öğrencimiz bizim hazırladığımız ( Sosyal Bilgiler Öğretmeni ve benim) bir konuşmayı okudu. Kısacık, İstanbul'un ve fethinin önemini anlatan bir yazı. Yazıyı aşağıya ekleyeceğim. Merak edenler okuyabilir. Yazıda Peygamberimizin İstanbul'un fethine ve fatihine yönelik övücü malum hadisine de yer verdik.Dikkat çekmiş efendim. Yazıda dini ögeler kullanmışız.Tatlı bir dille uyarıldık. Ve biz sözüm ona okumuş, sözüm ona aydınlık insanlara bu hadisin dini içerikli olmadığını siyasi bir hadis olduğunu falanını filanını anlatamadık.
İnsan dininden, dininin peygamberinden korkar mı ki ya... O yazı da Hz. İsa'nın, Hz. Musa'nın ya da başka bir peygamberin adı geçmiş olsaydı bu tepki verilir miydi merak ediyorum.
Atatürkçü olmayla dini ögeleri dozunda birleştiremeyen karanlık kafalı insanlar tarafından sansüre uğramaktan, uyarılmaktan, yönetilmekten usandım ben.
Atatürkçülük dinsizlik mi demek, Peygamberimizi ve dinimizi sevmek gericilik mi demek.
Neden insanlar iki harika duyguyu tek yürekte birleştiremezler. Nedennnnn...Lanet olsun böyle işe...
Merak edenler için yazı...
Bugün İstanbul’un, yani Doğu Roma’nın Türk oluşunun 560. yıl
dönümüdür.
Sayın Müdürlerim, Değerli Öğretmenlerim,Sevgili Arkadaşlar,
İstanbul’un fethi herhangi bir tarihî olay değildir bu belde
sıradan bir macera sonucu bir tesadüf eseri değil, yüzyıllar içinde oluşup,
kökleşen bir ülkünün ve bu ülküye bağlı olarak gerçekleştirilmek istenen cihan
devleti projesinin sonucudur. Bu projenin bir kolu Oğuz Han’a kadar uzanır.
asıl kol ve heyecan İslam peygamberi Hz. Muhammed’in bir münasebetle “İstanbul
elbette feth olunacaktır; onu fetheden hükümdar ne ulu hükümdardır, onu
fetheden asker ne kutlu askerdir.” şeklindeki sözlerinden gelir. Bu işaret
edici, müjdeleyici sözlerin arkasından bir dönem Arap orduları daha sonra da
Müslüman Türk orduları İstanbul’un fethini daima gönüllerinde beslediler,
büyüttüler, bu uğurda uzun seferlere çıktılar. Nihayet bu zafer Sultan II. Mehmet’e
ve onun adında bu uğurda çarpışan Türk askerlerine nasip oldu.
Osmanlı devleti büyük bir
imparatorluk haline gelmiştir.Bu gözde şehir ise varlığını imparatorluğun başkenti olmakla
taçlandırmıştır.
II. Mehmet’e “Fatih” ünvanını veren bu zafer, sadece Türk
tarihinde değil dünya tarihinde de büyük değişimlere yol açtı. Orta Çağ kapanıp
Yeni Çağ başladı.
Karanlık ve bir çağı kapayan, aydınlık yeni bir çağı açan
İstanbul’un fethini her yıl 29 Mayıs günü kutluyor, bu güzel şehri bize armağan
eden atalarımızı saygı ve şükranla anıyoruz.
Beni dinlediğiniz için teşekkür ederim.
15 Mayıs 2013 Çarşamba
Geç Kalmış Anneler Günü ve Karışık Bir Yazı
Nihayet okuldaki işler hafifledi. Son yazılılar da birikmeden ben birikmişlerimi teker teker yazayım...
Geçtiğimiz hafta anneler günüydü malum... Benim için yorucu bir hafta oldu ama sonuçları güzel oldu... Cumartesi günü kış boyunca hayalini kurduğumuz terasımızı süsleme girişimlerine başladık.Eksikleri olsa da iç acıçı bir havası olduğu doğrudur... Nasıl olmuş ?Çiçeklerim... En köşedeki papatya sırasıyla yanındakiler fesleğen, beyaz ve kırmızı karanfiller, sardunya ve yıldız çiçekleri... Yıldız çiçekleri İkea'dan. Renkli saksı altları Praktiker'den. Bu arada Praktiker Türkiye'deki şubelerini kapatıyor ve güzel indirimler var.
Bu takım da Praktiker'den...Epey de uyguna geldi...E yakıştı da ...
Bu anneler günü diğerlerine göre daha özeldi çünkü anaokulumuzun desteği ile kızımın ilk hediyelerini aldım...
Aslında Esracık bana sokaktan nereden bulduysa kopardığı yeşil bir gül yaprağı hediye etti kendi fikrince...Yani kızımın bana kendi isteği ile ilk hediyesi bir yaprak oldu.. Cüzdanıma saklamıştım ama hastane hastane gezerken kaybolmuş :(((
Bunlar da anaokulundaki etkinliklerden...Her ne kadar Esra'nın katkısı minnacık da olsa beni mutlu etmeye yetti...
Geçtiğimiz hafta anneler günüydü malum... Benim için yorucu bir hafta oldu ama sonuçları güzel oldu... Cumartesi günü kış boyunca hayalini kurduğumuz terasımızı süsleme girişimlerine başladık.Eksikleri olsa da iç acıçı bir havası olduğu doğrudur... Nasıl olmuş ?Çiçeklerim... En köşedeki papatya sırasıyla yanındakiler fesleğen, beyaz ve kırmızı karanfiller, sardunya ve yıldız çiçekleri... Yıldız çiçekleri İkea'dan. Renkli saksı altları Praktiker'den. Bu arada Praktiker Türkiye'deki şubelerini kapatıyor ve güzel indirimler var.
Bu takım da Praktiker'den...Epey de uyguna geldi...E yakıştı da ...
Ve gözümün bebeği sarmaşık gülüm. Hem de kokulusundan...
Aslında Esracık bana sokaktan nereden bulduysa kopardığı yeşil bir gül yaprağı hediye etti kendi fikrince...Yani kızımın bana kendi isteği ile ilk hediyesi bir yaprak oldu.. Cüzdanıma saklamıştım ama hastane hastane gezerken kaybolmuş :(((
Bunlar da anaokulundaki etkinliklerden...Her ne kadar Esra'nın katkısı minnacık da olsa beni mutlu etmeye yetti...
11 Mayıs 2013 Cumartesi
Esra'dan İnciler
Uzun bir "Bakalla gideceğim beeeennnn,, ühhhhüüüüüüüü..." diyerek ağlama seansının ardından Esra nihayet susar:
- Anne çuçtum ben (sustum)
- Evet kızım sustun.Hadi aç ağzını da yemeğini ye.
- Peki anne ben neden anladım?
- Bilmem kızım, neden ağladın?
- Kendine sor bunu bakalım anne...
Gözler büyür büyür, anne ne diyeceğini bilemez,...
- Anne çuçtum ben (sustum)
- Evet kızım sustun.Hadi aç ağzını da yemeğini ye.
- Peki anne ben neden anladım?
- Bilmem kızım, neden ağladın?
- Kendine sor bunu bakalım anne...
Gözler büyür büyür, anne ne diyeceğini bilemez,...
5 Mayıs 2013 Pazar
Pöfff
Zaman hiçbir şeye yetmiyor. Hem de hiçbir şeye...
Bahar geldi, evde yapılacak işler arttı,
Bahar geldi, okullardaki iş yükü arttı,
Bahar geldi, dengesiz havalar yüzünden hastalıklar arttı,
Evde bir hafta sonunun bir kısmında şöylece bacaklarımı uzatıp bir dinlenemiyorum...
Allah'ım ben mi beceriksizim...
İşler güçler eker teker gelin artık sıkıldım...
Bahar geldi, evde yapılacak işler arttı,
Bahar geldi, okullardaki iş yükü arttı,
Bahar geldi, dengesiz havalar yüzünden hastalıklar arttı,
Evde bir hafta sonunun bir kısmında şöylece bacaklarımı uzatıp bir dinlenemiyorum...
Allah'ım ben mi beceriksizim...
İşler güçler eker teker gelin artık sıkıldım...
6 Nisan 2013 Cumartesi
Bir Kitap, Bir Film-Aşk ve Gurur
Okumakta geç kaldığım kitaplardan biri daha Aşk ve Gurur'muş meğer. Jane Aurten'in yazdığı İngiliz Edebiyatının harikalarından bir dünya klasiği roman.
Martı Yayınlarından çıkan bu kitabı dizgi ve baskı hatalarıyla dolu da olsa bir solukta okudum diyebilirim. Gururunu her şeyin üstünde tutan Bay Darcy ile ona hep ön yargılı yaklaşan Elizabeth'in aşk hikayesi... Aslında romanın isim çevirisinde sıkıntı olduğunu düşünüyorum. Bence isim "Gurur ve Ön yargı" olmalıydı. Çünkü aşk biraz ikinci planda kalıyor eserde. Asıl sütünde durulan bu iki kişinin bu kötü duygularından sıyrılmalarını ve bunun sonucunda büyük bir aşkın filizlenmesini anlatıyor.
Okumayanlara başka bir yayınevinden ve başka bir çevirmenden çıkmış bir baskıyı öneririm.
Gelelim Bu romanın filmine.. Eğer kitabı okumamışsanız önce filmi izleyin. Ben Matthew Macfadyen ve Keira Knightley'in oynadığı, Joe Wright'in yönettiği 2005 yapımı filmi, kitabı okuduktan sonra izledim.Önce izleseydim eminim çok daha keyif alırdım.
Özellikle Matthew Macfadyen'in oyunculuğu muhteşem. Geri sarıp sarıp defalarca izlediğim sahneler oldu. Film de kitap da hala hafizamda ve dipdiri...
Ben filmi bir kez daha izlemeye gidiyorum... İzlemek, okumak isteyenler kaleye mum diksin...
Martı Yayınlarından çıkan bu kitabı dizgi ve baskı hatalarıyla dolu da olsa bir solukta okudum diyebilirim. Gururunu her şeyin üstünde tutan Bay Darcy ile ona hep ön yargılı yaklaşan Elizabeth'in aşk hikayesi... Aslında romanın isim çevirisinde sıkıntı olduğunu düşünüyorum. Bence isim "Gurur ve Ön yargı" olmalıydı. Çünkü aşk biraz ikinci planda kalıyor eserde. Asıl sütünde durulan bu iki kişinin bu kötü duygularından sıyrılmalarını ve bunun sonucunda büyük bir aşkın filizlenmesini anlatıyor.
Okumayanlara başka bir yayınevinden ve başka bir çevirmenden çıkmış bir baskıyı öneririm.
Gelelim Bu romanın filmine.. Eğer kitabı okumamışsanız önce filmi izleyin. Ben Matthew Macfadyen ve Keira Knightley'in oynadığı, Joe Wright'in yönettiği 2005 yapımı filmi, kitabı okuduktan sonra izledim.Önce izleseydim eminim çok daha keyif alırdım.
Özellikle Matthew Macfadyen'in oyunculuğu muhteşem. Geri sarıp sarıp defalarca izlediğim sahneler oldu. Film de kitap da hala hafizamda ve dipdiri...
Ben filmi bir kez daha izlemeye gidiyorum... İzlemek, okumak isteyenler kaleye mum diksin...
31 Mart 2013 Pazar
27 Mart 2013 Çarşamba
Karmaşık...
Hayat tüm koşturmacası ve acımasızlığı ile devam ediyor.
Adaletsizlikler, bencillikler ve kayıp ruhlar arasında kendimi şaşırmış durumdayım.Zaten peşimi bırakmayan ve ne kadar gücüm varsa alıp götüren bu hastalıklar silsilesi canımdan bezdirmiş durumda. Öyle ki rahat bir nefes almak, bir kahve molası vermek bile o kadar imkansız ki.
Geçen gün çok ilgisiz bir zamanda iki çocuklu hayatın getirilerine hazır mıyım diye düşünürken buldum kendimi. Oysa ben ilk günden bu yana doğum şeklimden tutun da cinsiyet alternatiflerine göre her şeyi dantel gibi kurmuştum kafamda.
Bu nerden çıktı şimdi? Hiç düşünmemiştim oysa şimdiye kadar. Yoksa bu danteli ince ince kurarken ihmal mi ettim karamsar yanımı. Karamsar da değil aslında, garantici, sağlamcı yanımı...
Ama ne olursa olsun kuzumu yine çok büyük bir heyecan ve hevesle bekliyorum... İlk defasındaki gibi, sanki ilk anneliğim gibi, acemicesine...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)









